Site Loader

Temel hak ve hürriyetler, Anayasada belirtilenler ile kanunun yasaklamadığı diğer sınırsız sayıda hak ve hürriyetlerden oluşur. Bu hak ve hürriyetler, Anayasamızın açık hükmü gereğince (AY md. 12) kişiliğe bağlı, vazgeçilemez, dokunulamaz ve devredilemez niteliktedir. Bu hak ve hürriyetler, hukuken bu derece önemli oldukları için bunlara herhangi bir müdahalenin yapılıp yapılamayacağı, yapılacaksa nasıl yapılacağı bilinmelidir. Müdahalenin varlığı açısından değerlendirmek gerekirse bunu öncelikle sınırlama olarak ele almak lazımdır. Nitekim hak ve hürriyetlerin, hiçbir biçimde sınırlanamaması bir noktadan sonra bu hakları bahşeden düzenin ortadan kalkmasına, bu hakların hiçbir biçimde kullanılamamasına yol açar. Zira, dış dünyaya sirayet eden bir hakkın sınırsız olması, şüphesiz başkalarının da yaşam alanına ve genel olarak topluma çeşitli etkiler yapacaktır. Dolayısıyla bunlar belirli koşullara göre sınırlanabilir olmalıdır.

Anayasamız, sınırlamaya ilişkin koşulları 13. maddede göstermiştir. 13. maddenin birinci cümlesine göre temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmadan, Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere dayanarak, kanunla sınırlanabilir. İkinci cümlesine ise yapılan sınırlamanın aykırı olmaması gereken hususlar belirtilmiştir. Bunlar, Anayasanın sözü ve ruhu, demokratik toplum düzeni ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesi şeklinde ifade edilmiştir. Maddede, birden çok birbirinden bağımsız hususun bulunması bunların ne anlama geldiğini açıklamayı zorunlu kılmaktadır. 

Özlerine dokunulmaksızın ifadesinden sınırlamanın hakkı tamamıyla ortadan kaldırmaması, hakkı işlevsiz bırakmaması anlaşılmaktadır. Uygulamaya bakıldığında çoğu durumun aslında hakkın özüne müdahale teşkil ettiği görülebilecektir fakat bu başka bir yazıda anlatılacaktır.

 Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere dayanması ise tamamen gereksiz ve anlamsız bir hükümdür. 1982 Anayasası, 2001’de değiştirilmeden önce aynı maddede genel sınırlama sebeplerine yer veriyor, kanun koyucu bu sebeplerden birisine dayanarak sınırlandırmayı yapabiliyordu. Maddenin mevcut haline bakıldığında, Anayasada belirtilmediği sürece sınırlamanın yapılmayacağı öngörülmektedir. O halde, herhangi bir sınırlandırma içermeyen “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı, 48. madde kanunla herhangi bir müdahale yapılamaması gerekecektir, ki bu da çağın ve toplumun şartları göz önünde tutulduğunda mümkün değildir.

Kanunla sınırlanması ise oldukça açıktır. Temel hak ve hürriyetler, yasama organı tarafından bir kanunla sınırlandırılabilir. İdare, yürütme organı veya yargı organı, temel hak ve hürriyetleri kendi işlemleriyle sınırlandıramayacaktır.

Anayasanın sözü ve ruhu, görüldüğü üzere iki unsurdan oluşmaktadır. Anayasanın sözü denildiğinde, Anayasada yer alan maddeler, bunların içerdiği hükümler ile AY md. 176 gereğince başlangıç metni Anayasanın sözüdür. Ruhu ise oldukça muallak bir kavramdır. Ne anlaşılması gerektiği müphemdir.

Demokratik toplum düzeni ve laik cumhuriyetin gereklerini öncelikle demokratik toplum düzeni açısından incelemek gerekir. Demokratik toplum düzeni, ulaşılması gereken, Batı
‘daki toplum düzeni anlamına sahiptir. Diğer unsur ise laikliğin gereklerine aykırı olmamasıdır. Devlet, bütün dinlere karşı eşit mesafede olmalıdır. Dini müesseseler ile devlet kurumlarının birbirinden ayrılması da buna eklenebilir. Bu tür temel ilkelere uygun olmayan biçimde yapılan sınırlamalar, anayasaya aykırı olacaktır.

Ölçülülük ilkesi de laik cumhuriyetin gerekleri ifadesi kadar yenidir. Ölçülülük ilkesi, genel olarak sınırlanan hak ile sınırlamak için kullanılan araç arasında bir orantı olmasını ifade eder. Bir hakkı, daha az sınırlamak varken, daha fazlası tercih edilmemelidir.

Anayasanın 16. maddesinde yabancılara ilişkin ayrı bir hüküm yer alması, bu sınırlamanın Türk vatandaşları için söz konusu olduğu ifade etmektedir. 16. maddeye göre, yabancılar için sınırlamalar kanunla ve milletlerarası hukuka uygun olarak yapılmaktadır. 13. maddede yer alan ve yukarıda açıklanan kriterlere dikkat edilmesine gerek yoktur.

Görüldüğü üzere temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması konusunda birçok unsur bulunmakta olup ilgili sınırlamanın bunlara uygun düşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bunlar anayasa yargısına tabi olup iptal edilebileceklerdir. Zira, kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. 

Post Author: Hasan Serat Gökçek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir