Site Loader

Adli olaylarla ilgili olarak yapılan haberlerde ifade hürriyeti ile masumiyet karinesi arasındaki dengenin gözetilmesi gerekir. Basın adli vakalara ilişkin konularda, kimi zaman haber vermenin sınırlarını aşacak şekilde haberlere imza atmakta, kimi zaman ise halka ulaştırılması gereken önemli bilgileri uygun bir biçimde duyurmaktadır. Bu durumla ilgili olarak adli olaylara ilişkin usuli evreler incelenmek suretiyle, medyanın nasıl bir tutum izlemesi gerektiği belirlenmelidir.

Bilindiği üzere soruşturma evresi gizli yürütülür. Söz konusu soruşturma evresi olduğunda, medya bu gizliliğe dikkat etmek zorundadır. Ancak kovuşturma safhasına gelindiğinde Anayasanın 141. maddesi bize bu konuda ışık tutmaktadır. Bu maddenin birinci fıkrasına göre, duruşmalar herkese açıktır. Herkese açıklığın ise iki yönü bulunmaktadır. Bunlar, duruşma salonlarına herkesin serbestçe girebilmesi ve basının dava ile ilgili, masumiyet karinesini yok saymayacak biçimde, haberler yapabilmesidir. Öncelikle bu durum, yargının toplum tarafından denetlenmesini amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra cezalandırmanın amaçlarından birisi de genel önlemeyi sağlamak olduğundan, duruşmaların açık yapılması buna da yardımcı olur. Ancak günümüzde halka açıklık sanığı ve mahkemeyi olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durumun bazı hallerde sanığın aleyhine sonuç doğurduğu, bilinen bir gerçektir. Sonuç olarak ilk planda sanığı kamuoyuna karşı korumanın olduğundan da bahsedilebilir. Aynı şekilde, doğrudan açıklığın yerini de dolaylı açıklık almaktadır. Böylelikle halka açıklık, daha çok meydanın halka bildirmesi ile olmaktadır. Bu halde, medyanın özellikle ceza yargılamaları üzerinde kuvvetli bir tesirinin bulunması ve katılanların davranışlarını etkilemesi de kaçınılmazdır. 

Bununla beraber, medyanın duruşmalara ne biçimde katıldığı konusunda değişiklikler yaşanmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre duruşmada ve adliye binası içinde ses ve görüntü almak, nakil olanağı sağlayan araçları kullanmak yasaktır. 5271 sayılı kanundan önce, duruşmalara basın, ses ve görüntü almaya yarayan her türlü araçla katılıyor ve bütün duruşma kaydedilebiliyordu.

Kovuşturma evresinin duruşma kısmının açık yapabileceğini belirtmekle beraber kararın müzakeresi konusunda gizlilik hakimdir. Bu halde, karar müzakereye katılacak  hakimler tarafından Cumhuriyet savcısından ve diğer taraflardan gizli bir biçimde verilir. İstisnai bazı hallerde ise duruşma kapalı olarak da yapılabilir. Bu istisnai haller yine Anayasanın 141. maddesinde belirtilmiştir. Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak zorunlu kıldığı haller ile çocukların yargılandığı durumlarda duruşma kapalı yapılır. Kapalı yapılan durşumaya taraflar ve mahkemece izin verilen kişilerden başka kimse katılamaz. Fakat bu gizlilik kararına rağmen, karar açık olarak verilir. Bunun yanı sıra halkın veya basının da kapalı yapılmakta olan bir duruşmada gizliliğin kaldırılması üzerine talepte bulunup bulunamaması da merak edilen diğer bir husustur. Buna verilecek cevap, olumsuzdur. Yargılamayla hiçbir ilgisi bulunmayan kimselerin bu konuda talep hakkının olması doğru değildir, ancak olsa olsa sanık veya katılan böyle bir talepte bulunabilir. Kapalılık hali haricinde, içeriye girebilme hakkı salonun kapasitesiyle sınırlıdır. Ancak belirtmek gerekir ki, sırf kişilerin içeri girmesini engellemek maksatlı salondan banklar veya sandalyeler kaldırılamaz. Hakimin disiplini sağlama yetkisi bakımından da bazen kişilerin duruşma salonundan çıkarılması mümkündür. Bununla birlikte, girişteki güvenlik önlemleri ağır formalite niteliğinde ve halka açıklık ilkesini tahdit edecek biçimde olmamalıdır.

Basının gördüğü işlev bakımından duruşmaya katılmada önceliğinin olup olmadığı da tartışmalıdır. Ancak bizce bu konuda herhangi bir önceliği yoktur. Son olarak, duruşma salonunda basın tarafından ses ve görüntü aktarımına ilişkin AİHM’in iki tane kararı vardır. İki kararında da ses ve görüntü aktarımının sınırlanmasının veya yasaklanmasının, AİHS ile bir alakasının olmadığı, devletin bu konuda takdir yetkisinin olduğu vurgulanmıştır. 

Post Author: Hasan Serat Gökçek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir