Site Loader

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya gündemini epey meşgul eden bir konuyla karşılaştık: “Bekçiler kimlik sorabilir mi?” Bu soru, öncelerden de tartışılmış ancak bir yanıt bulunamamıştı. İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bir davaya ilişkin kararda mahkemenin bu duruma olumsuz yanıt vermesinin ardından birçok sayfada bu karar yer aldı ve bekçilerin kimlik sorma yetkisinin olmadığına yönelik kesin bir delil gibi kamuya servis edildi.

Öncelikle belirtmek gerekir ki adliye mahkemelerinin verdiği kararların, özellikle ilk derece mahkemelerinin, idare açısından bir bağlayıcılığı yoktur. Kararlar, olaya yönelik olarak verilir ve olayla sınırlı bir şekilde, kanunun çizdiği çerçevede, etkisini gösterir. Bir yargı kararının muhakeme açısından ve mahkemelerin vereceği kararları etkilemesi bakımından önem taşıması ancak bu kararın Yargıtay tarafından verilmiş olması Yargıtay’ın bu yönde müstekar kararlar almış bulunmasıyla olur. Bu halde dahi Yargıtayın içtihatları idareyi etkilemez ancak ilgili konuda düzenlemeleri gözden geçirmeye sevk edebilir.

Emniyet Genel Müdürlüğü de mahkemenin verdiği karar üzerine bir basın açıklaması yaparak Çarşı Ve Mahalle Bekçi̇leri̇ni̇n Vazi̇feleri̇ İle İlgi̇li̇ Olarak Ri̇ayet Etmeleri̇ Gereken Hususları Gösteri̇r Yönetmeli̇k md. 16/1’de yer alan ” Bekçiler bölgeleri içinde dolaşın şüpheli şahısları takip eder ve hüviyetlerini araştırırlar. ” hükmünü sunmuştur. Burada, yönetmeliğin idari işlem özelliği dikkate alınmadığı takdirde, bir anayasallık değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bilindiği üzere bir kimsenin durdurulması ve kendini kimliğini ispat edecek bir belgeyi göstermeye kamu gücüyle zorlanması, kişi hürriyetinin sınırlandırılması niteliğinde olmaktadır. Anayasamızın temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin hükümleri 13. maddede yer almaktadır. Bu maddede yer alan sınırlandırma kriterleri içerisinde konuyla ilgili kısmı, sınırlandırmanın kanun ile yapılmış olmasıdır. İlaveten, idarenin kanuniliği ilkesi de Anayasa’da yer alan bir ilke olup idarenin faaliyetlerinin ve yetkilerinin kanunla düzenlenmesi gerektiğini ifade eder.

Bütün bunlar değerlendirildiğinde yalnızca yönetmelik hükmüyle, idareye yetki tanınamayacağı ve kişiler yönünden haklarının sınırlandırılamayacağının kabulü gerekir. O halde, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu hükümlerine bakarak bir sonuca varılmalıdır. Söz konusu kanunda bekçilerden “genel kolluğa yardımcı” ifadesiyle bahsedilmektedir. Bu husus önemlidir zira, bekçilerin doğrudan doğruya polis görevi yapmadığını ve yapmaması gerektiğini göstermektedir. Kanunun üçüncü maddesinde ise bekçilerin görevleri üç ayrı kategoride incelenmektedir. Bunlar: Genel kolluğun derhal müdahalesine imkan olmadığı takdirde görevleri, genel kolluğa yardım yönünden görevleri, ve mahallelilinin sağlık ve selametini sağlamak yönünden görevleridir.

Bu üç görev kategorisi içinden en önemlisi birincisidir. Burada, kanun koyucu bekçilere genel kolluğun derhal imkanı olmadığı için yakalama yetkisi ile önleyici tedbirler alma yetkisini tanımıştır. Burada Bunun yanı sıra aynı maddede ” Vazife saatleri içinde gördükleri, işittikleri, şüphe ettikleri şahsı veya hadiseleri, istirahate geçmeden evvel bağlı bulunduğu en yakın kolluk kuruluşuna bildirmek.” şeklinde de bir hüküm yer almaktadır. Anlaşılacağı üzere kanun koyucu bekçilerin şüphe duydukları şahıslara müdahale etmelerini değil, kolluk kuvvetlerine bildirmelerini istemektedir. Bu hüküm ile bekçilerin genel kolluğa yardımcı durumları dikkate alındığında bekçilerin, polise ait olan kimlik sorma yetkisini kullanabilmeleri ancak yalnızca birinci kategoride belirtilen acele ve zaruri hallerde söz konusu olmalı, diğer hallerde ise polise haber verilmekle ve varsa olayı önlemekle yetinilmelidir. Her ne kadar idarenin yetkisi dar yorumlansa da, kanunun buradaki amacı göz önüne alındğında bu mümkün olmalıdır. Yine de belirtelim ki, bu konuda kanunda bir düzenlemeye ihtiyaç vardır zira böyle bir yetki açıkça belirtilmemiştir.

Yine aynı maddenin son fıkrasında belirtilen ” Bekçiler diğer kanunlarla genel zabıtaya tevdi edilen görevlerde zabıtaya yardımcı olurlar. ” hükmünden de kimlik sorma yetkisinin her durumda var olduğu sonucuna varılması doğru olmaz. Nitekim burada zabıtanın görevini yapmaları değil, onlara bu konuda yardımcı olmaları gerektiği belirtilmiştir. Örneğin bir yerde birkaç polis ve bekçi bulunuyor ve çok sayıda insan varsa, kimlik sorma bakımından bekçiler de bu polislere yardımcı olup kimlik sorabilirler.

Son olarak, olması gereken hukuk (de lege ferenda) görüşüm yukarıdaki gibi olsa da, Emniyet Genel Müdürlüğünün göstermiş olduğu yönetmelik hükmü bir idari işlem niteliğindedir. İdari işlemler, hem karine olarak hukuka uygun hem de icraidir. İdari işlem, meydana getirilmekle beraber başka herhangi bir karar veya talebe gerek olmaksızın hukuk aleminde etkisini göstermeye başlar. Bundan dolayı bir düzenleyici idari işlemin bir parçası olan söz konusu madde, değiştirilene veya iptal edilene kadar hukuken geçerlidir. Uygulamada bekçiler buna dayanarak kimlik sorabileceklerdir. Elbette burada bir fonksiyon gasbının olup olmadığı da tartışılabilir. Fonksiyon gasbıyla sakat olan işlemler, yok hükmünde olduklarından bunlar hukuk aleminde hiçbir zaman var olmamışlardır. Dolayısıyla bu tür işlemlerin adli ya da idari yargıda tespit edilmeleri gerekmektedir.

Post Author: Hasan Serat Gökçek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir