Site Loader

        Hukuku doğuran kaynaklardan önce onun oluşumuna ve varlık kazanmasına sebep olan çeşitli etkenler vardır. Bunlara hukukun kökeni bir başka deyişle özü demek uygun olur. Hukuk tarihinde, hukukun oluşumu ile ilgili çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Bunlardan çok temel bazıları; doğal hukuk ve pozitif hukuktur.

         Doğal hukuk, belli bir zamanda belli bir ülkede gereksinimleri ve insan duygularını en iyi karşılayan hukuk, bu anlayışın savunucularına göre hukuk zaten doğada ve insan doğasında vardır önemli olan onu ortaya çıkarmaktır. Aynı zamanda doğal hukuk görüşüne göre insan doğuştan bazı haklara sahiptir. Bu hakların güvence altına alınması için yasalarla güvence altına alınmasına ihtiyaç yoktur çünkü bu haklar akıl yoluyla bulunabilmektedir.

            Doğal hukuk, yasaların geçerliliğini evrensel ahlaki değerlere atıf yaparak değerlendirir. Bu düşünceye göre çeşitli ülkelerde yürürlükte olan hukuk, gittikçe doğal hukuka, yani evrensel hukuk değerlerine yaklaşacak ve böylece pozitif hukuk ile farklar ortadan kalkacaktır. Nitekim bu duruma Fransız Medeni Kanunu’nun yapıldığı zaman başına eklenen söz örnek verilebilir: ‘’ Bütün yasaların kaynağını oluşturan evrensel ve değişmez bir hukuk vardır ki , yeryüzündeki bütün insanları o hukuk idare eder.’’

            Doğal hukuk ilkeleri açık, net ve evrenseldir.Başka bir insanın veya yasama organının iradesi değildir. Oysa pozitif hukuk insan yapımıdr ve belirli bir toplum içinde varlığını sürdürür bu bakımdan doğal hukukun pozitif hukuku kapsayıcı nitelikte olduğu söylenebilir

             Tarih içinde doğal hukukun gelişimine kısaca değinmek gerekirse şunları söyleyebiliriz: Bazı düşünürler doğal hukuku akıl yoluyla bulunan ve insanlığın ortak değerlerini belirten esaslar olduğunu öne sürmüşlerdir. Orta çağ Avrupa’sında doğal hukuk ilahi hukukla eş anlamlı sayılmış ve bu yaklaşım kilise hukukunun oluşumunda önemli rol oynamıştır. Rönesans ve reform hareketleri ile doğal hukuk, orta çağda kazanmış olduğu dinsel nitelikten çıkarak laikleşmeye başlamıştır. Protestanlar, kilisenin hukuk oluşturma yetkisini reddetmişler ve akla dayanan bir doğal hukuk görüşünün oluşmasında etkin bir rol oynamışlardır.

             Pozitif hukuk belli bir ülkede, belli bir dönemde yürürlükte bulunan hukuk kurallarının bütününe denir. Diğer bir adı da ‘’müspet ya da mer’i hukuktur.’’ Halihazırda uygulanan hukuk rejimini ifade eder. Pozitif hukukta, doğal hukukta kabul edilenin aksine yetkili bir makamın iradesiyle hukuk kuralları oluşturulur.

             Pozitif hukukun kaynakları ‘’Asıl ve yardımcı kaynaklar’’ olarak ikiye ayrılır. Asıl kaynaklar da kendi içinde ‘’yazılı ve yazısız’’ olmak üzere bir ayırıma tabi tutulur. Yazılı kaynaklar; Anayasa, kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tüzükler ve yönetmelikler olup yazısız kaynaklar ise örf ve adet kurallarıdır. Pozitif hukukun bir diğer kaynağı olan yardımcı kaynaklar ise; bilimsel görüşler ve yargı kararlarıdır.

Post Author: Burak Can

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir