Site Loader

Devlet TBK 67 uyarınca hayvan bulunduran sıfatıyla sahipsiz hayvanların verdiği zararlardan sorumlu tutulabilir mi?

       Bildiğimiz gibi,Roma hukuku kökeninden gelen anlayış hayvanları eşya olarak kabul eder.Nitekim  hukukumuzda da hayvanlar eşya olarak görülmekte ve hayvanlar hakkında eşyaya ilişkin hükümler uygulanmaktadır.Bununla birlikte,hukukumuzda getirilen çeşitli düzenlemelere ek olarak taraf olunulan uluslararası sözleşme ve imzalanan bildirgelerle de,hayvanlara birtakım haklar tanındığı ve bunların menfaatlerinin belli bir oranda korunduğunu söylemek mümkündür.

     TBK’da kusursuz sorumluluk türleri kapsamında düzenlenen özen sorumluluğu hallerinden biri olan hayvan bulunduranın sorumluluğuna göre; hayvan bulunduran kişi,hayvanın verdiği zararları gidermekle yükümlüdür.Bu sorumluluk türü,hayvan bulunduranın hayvandan elde ettiği maddi/manevi karşılıksız menfaate ve hayvan bulundurmanın çevre için arz ettiği tehlikeye dayandırılmış ve hakkaniyet düşüncesince de kabul görmüş bir sorumluluk türüdür.Buna göre bir hayvanın bakımını ve himayesini üstlenen kişi,bu durumun ona yüklediği objektif özen ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır.Nitekim kanun da hayvan bulunduranın ancak hayvandan kaynaklanan zararın doğmaması için gerekli özeni gösterdiğini ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulacağını öngörmüştür.Bu bağlamda TBK m.67,sahipli bir hayvanın hareketinden dolayı zarar görmüş kişinin zararının tazmin edilmesini mümkün kılmışken aynı zamanda başıboş ve sahipsiz hayvanların verdiği zararın tazmin yükümlülüğünün var olup olmadığı problemini ve varsa da kime ait olduğu sorusunu beraberinde getirmiştir.

      TMK’nın 715. maddesine göre ’’ Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.’’ Bu hükme göre sahibi olmayan ve kamunun yararına olan mallar devlete aittir.Ancak maddenin lafzına ve taşınmaz mülkiyeti bölümü altında yer alışına bakılınca,hükmün sadece taşınmazlara yönelik olduğunu söyleyebiliriz.Sahipsiz hayvanların bu madde kapsamına girdiğini söylemek ise oldukça  güçtür.Aynı zamanda TMK m.715, eski Medeni Kanun’un 641. Maddesine tekabül etmekte olup burada geçen ifade ‘’Sahipsiz şeyler ve umuma ait mallar’’ şeklindeydi.Getirilen düzenleme ile birlikte yeni kanunda  bu ifade, ‘’sahipsiz yerler ve kamuya ait mallar’’ şeklinde değiştirilmiştir.Bu hareketle,kanun koyucunun güttüğü amaçtan ve m.715’in gerekçesinden de açıkça aynı sonuca ulaşılabilinmektedir.Kaldı ki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin mülkiyetini işgal etmek suretiyle kazanamadığımız halde, başıboş ve sahipsiz hayvanların mülkiyetini, bir aslen iktisap türü olan sahiplenme yoluyla kazanabiliriz.(koruma altındaki hayvanlar ve bazı av hayvanları hariç olmak üzere)Yani tüm bunlara bakıldığında özellikle sokak hayvanları bakımından devlete aidiyet söz konusu olmayacaktır.Bununla birlikte TMK m.715 hükmü,sahipsiz terekelerin devlete ait olması durumu,sosyal devlet gereğince devletin vatandaşın güvenliğini garanti etmesi yükümlülüğü ve kamu menfaatinin üstün tutulması gereklerinden  yola çıkarak ‘’Kimseye ait olmayan mal devlete aittir,sahipsiz tüm şeyler devlete aittir.O halde başıboş hayvanlar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.’’ görüşünü savunanlar da vardır. Buna ek olarak;Kara Avcılığı Kanunu hükümlerine göre av yasağına uyulmayarak  avlanan hayvanın sayısına ve cinsine göre idari para cezası belirlenir ve temin edilen bu idari para cezası devletin kasasına girer. Bu görüşü savunanlar ‘’Biz nasıl ki bu av hayvanları kimseye ait değildir,devlete de ait değildir dolayısıyla idari para cezası öngörülemez diye bir savunmaya gidemiyorsak,Devlet de bunların verdiği zarardan sorumlu tutulmalıdır.’’ gibi haklı bir görüş ileri sürerler.

        Devletin sorumluluğunun doğması için öncelikle sahipsiz hayvan için bakım ve gözetim yükümlülüğünün bulunması gerekmektedir.Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m.12;taraf devletin,başıboş hayvan miktarının sorun yarattığını düşünürse sayılarını azaltmak için hayvana fiziksel ve zihinsel olarak minimum derecede acı verecek biçimde öldürme işlemini gerçekleştirmesi gerektiğini öngörmüştür.Aynı zamanda gerek adı geçen uluslararası sözleşmede gerekse iç mevzuatımızda  devlet başıboş hayvanlar için birtakım bakım ve gözetim yükümlülüklerine tabi tutulmuştur.Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliğine göre, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü,İl Hayvan Koruma Kurulu ve belediyeler bu bağlamda sorumludur.Sözü geçen sorumluluklar ilgili yönetmeliğin 5,6 ve 7. Maddelerinde düzenlenmiştir.Buna göre İl Müdürlükleri,hayvanların korunması ve refahının sağlanması ile ilgili olarak kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemekle, yönlendirmekle ve bu konuda gerekli koordinasyonu sağlamakla;yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yaparak sahipsiz hayvanların kontrolünü takip etmekle vd. sorumludur. Belediyeler ise  sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla;bölge ve mahallerindeki, özellikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, işaretlenmesi ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, alındığı ortama geri bırakılması ve sahiplendirilmelerinin yapılması için hayvan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetlerde yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile belediye veteriner hekimlerinin koordinasyonunun sağlanmasıyla;geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanunî istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olduğuna, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit edeceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilerek rapor tutulan hayvanların en az acı veren ve en hızlı şekilde ölümünü sağlayan yöntemlerle öldürülmesiyle vd. sorumludur.Bunlara dayanarak devletin başıboş hayvanların bakımı,yönetimi,korunması açısından sorumlu olduğunu söyleyebilmekle birlikte bu sorumluluğun devleti ,TBK m.67’de düzenlenen ‘’hayvan bulunduran’’ sıfatını haiz hale getirecek bir sorumluluk olduğu söylenemez.Bu sorumluluk mutlak ve sınırsız bir sorumluluk değildir.(Ki zaten hayvanların bakımının,aşısının,kısırlaştırılmasının yapılmasından sonra alındığı yere geri salınması da bunu gösterir.)Olağan yaşam koşulları çerçevesinde de devletin tüm hayvanları kontrol edebilmesi mümkün gözükmemektedir.Kaldı ki özel hukuk kapsamındaki bir sorumluluğa;tazminat sorumluluğuna  idarenin taraf olabilmesi için idarenin ancak özel hukuk kişisi sıfatıyla yapmış olduğu bir faaliyetin varlığının söz konusu olması gerekmektedir.Yani bu bağlamda devletin TBK m. 67 sorumluluğuna gidilemeyecektir.Ancak eğer sözü geçen yükümlülükleri yerine getirmezse burada idarenin bir hizmet kusuru söz konusudur.Bu da bir tam yargı davası teşkil edip, İYUK hükümleri uygulanacaktır.

      Buna karşın devlet bazı hayvanların bakım koruma yükümlülüğünü özel olarak üstlenmiş olabilir.(örneğin hayvan barınaklarında bulunup,bakım ve yönetimi fiilen devletçe üstlenilmiş hayvanlar) veya  bir proje kapsamında devlet bizzat özel olarak hayvan yetiştirebilir.Örneğin Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği’ne göre Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü hayvan ıslahı veya hayvan hastalıklarının tespit edilmesi konusundaki bir projesi ile hayvan yetiştiriyor olabilir.(gerçi uygulama yetiştiricilerin belirlenip onlara destek ve teşvik sağlanması şeklindedir ama biz öyle düşünelim.) Böyle bir durumda ise zararın ve diğer şartların doğması halinde TBK 67 sorumluluğundan bahsedilebilecektir.Çünkü bu hallerde idare,hayvan yetiştiren ve hayvanın bakımını üstlenen konumundadır.

      Aynı şekilde devlet,4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13/c hükmü uyarınca yaban hayatı,4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu uyarınca da yaban hayatı ve yaban hayvanları korumakla yükümlüdür.Yani devletin bir sorumluluğu söz konusudur.Örneğin arabasıyla seyir halindeyken ıssız bir bölgedeki bir karayolundan geçen bir kişinin önüne aniden bir boz ayı çıktığını ve kişinin kaza yapıp hasar görmesine sebep olduğunu düşünelim.Devlet yaban hayatı korumakla yükümlü olduğundan,devletin yabani hayvanların bulunduğu bölgelere ilişkin gerekli tedbirleri alıp bu hayvanların başıboş hareket edip üçüncü kişilere zarar vermesini engelleyecek şekilde bir düzen oluşturması gerekmektedir.Örneğin riskli bölgeleri tel örgülerle kaplamalı,bu tip bölgelere ev yapılmasını engellemeli,vatandaşı bilgilendirici,uyarıcı levhalar koymalıdır.Eğer devlet bu yükümlülüğe aykırı hareket etmişse yine bundan sorumlu olacaktır ancak bu sorumluluk da İYUK kapsamında olup hizmet kusuruna girmektedir.

Post Author: Evren Yurdakavuşan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir