Site Loader

I. ALSANCAK VE KORDON İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

Alsancak ve özellikle Kordon İzmir’in en gözde semtlerinden birisidir. Eşsiz deniz manzarası, çimleri ve bunların hemen yanında yer alan kafeleriyle İzmirlilerin ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanların uğrak noktasıdır. Bu güzel yer, günde binlerce kişi tarafından dolaşılır. Bunların bir kısmı civarda oturanlardır. Bir kısmının da iş yeri Alsancak’tadır. Ancak Alsancak’ta iş veya ev sebebiyle bulunanlar haricinde, buraya uğrayanlar çoğunlukla 14 -24 yaş grubu gençlerdir. Bu yoğun durumu nedeniyle Alsancak’ta çok fazla sayıda kafe, bar ve gece kulübü de yer almaktadır. Birinci Kordon’da alkol ve nargile sunumu yapan yerler varken, ikinci kordon ve sokaklarında barlara ve gece kulüplerine rastlanmaktadır. İkinci Kordon’un da arkasında kalan ve Kıbrıs Şehitleri Caddesine bağlanan bazı sokaklar yer yer fuhuş yuvası olarak gündeme gelmektedir. Halk arasında genel olarak “Bornova Sokağı” olarak bilinen bu sokaklar adliyeye yansıyan çeşitli olaylarla tanınmaktadır. Öte yandan Kıbrıs Şehitleri Caddesi meşhur Sevinç Pastanesinden başlayıp Alsancak Limanı’na uzanan günün büyük çoğunluğunda yalnızca yaya trafiğine açık, her iki yanı restoranlar, hediyelik eşya mağazaları, telefoncular, dönerciler ve fast food zincirleri ile dolu bir yoldur. Yol boyunca sokak müzisyenlerine, buldukları çubuklarla ve ters çevrilmiş yoğurt kovaları ile gösteri yapan çocuklara, “1 TL’ye dert dinlenir.” pankartı tutup yere oturan kimselere rastlamak mümkündür.

Kordonun çim alanında ise durumlar başkadır. Kışın genellikle dolu olmayan bu alan, her çeşit insanı ağırlar. Manzara için gelenden, evi olmadığı için orada vakit geçirene kadar değişik durumlardaki insanlar burada bulunurlar. Yazın ise tam tersidir. Bu sefer çimler tıklım tıklım doludur. Gecenin bir yarısı dahi, çimlerin otomatik fıskiyelerle sulanma vakti gelene kadar, insanlar yine çimlerde oturur. Bu bakımdan çimlerin de adli olaylara sahne olma konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmaktadır.

II. HUKUKİ SORUNLAR

A) GENEL AÇIKLAMA

Alsancak, bu canlı ve dinamik yapısı ve yukarıda münhasıran değindiğimiz yerleri ile birden fazla hukuk disiplinini ilgilendiren konularda çeşitli ihtilafların doğmasına sebep olabilmektedir. Bunların başında borçlar hukuku gelse de, bu alana ilişkin konuları ayrı bir yazıda incelemeyi daha uygun görüyorum. Bu nedenle, kamu hukukunu ilgilendiren konuların aktarılması gerekmektedir. Bu konular da idare hukuku ve ceza hukukudur.

B) SORUNLAR

I – Ben Kordon’da kafe işletiyorum. Bu işte para olduğu için Kemeraltı’ndan aldığım nargile takımlarıyla nargile sunumu yapıyorum ama işler biraz kesat olduğu için bazen kafeye gelen liseli gençlere de veriyorum. Bunun haricinde denetime gelen ekipler yüzünden bir tek nargile verebiliyorum, sigaraya karışıyorlar. Halbuki açılır çatı sistemi kurdum, kafemin camları da açılabiliyor.

C: Öncelikle konuyla ilgili mevzuatı bilmekte fayda vardır. Anayasamızın 58. maddesi gereği Devlet gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu niteliği itibariyle devlete olumlu bir yükümlülük yükleyen bir pozitif statü hakkıdır1Gözler, Kemal, “Türk Anayasa Hukuku Dersleri,” Bursa 2019, s. 112 – 113. Bu bağlamda 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun 1996 yılında (2008’e kadar adı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun idi.) yürürlüğe konmuştur. Bu Kanunun uygulamasında (4207/2-6) “tütün ürünü” olarak nargile de yer almaktadır. Bu nedenle Kanunun 3. maddesinin 13. fıkrası gereği nargile sunumu yapabilmek için öncelikle satış belgesi (Tebliğdeki adıyla Nargilelik Tütün Mamulü Sunum Uygunluk Belgesi ) alınması zorunludur2 Ayrıca bkz: Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik md. 5/f; Nargilelik Tütün Mamulü İçilen İşyerine Ait Alan/Alanlara Sunum Uygunluk Belgesi Verilmesi ile Bu Yerlerin İşletilmesinde Uyulması Gerekli Hususlar Hakkında Tebliğ. Bu belge Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığına ( Aynı görevi yürüten kurum eskiden Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu iken bu kurum, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi md. 426 ve 696 sayılı KHK ile Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı adıyla Tarım ve Orman Bakanlığının bir iç hizmet birimi haline getirilmiş ve 4733 sayılı Kanun’daki görevler bu birime verilmiştir.) başvurularak alınabilir. Bunun haricinde Kanun, tütün ürünlerinin on sekiz yaş altındaki kimselere satışını ve sunumunu da yasaklamaktadır (4207/3-8). Bu yasağa aykırılık halinde uygulanacak yaptırım ise ağırdır. Kanunda çeşitli davranışlar ve durumlar yasaklanmış, bunların ihlali halinde ise idari para cezası ve niteliğine göre mülkiyetin kamuya geçirilmesi idari tedbiri öngörülmüştür. Bu tür yasaklar, nitelikleri itibariyle kabahat ya da idari suç adı verilen haksızlıklardır3Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2019, s. 54. Oysa, bahsedilen madde TCK md. 194’e yollama yapmaktadır. Yani bir ceza hukuku yaptırımı öngörmektedir. TCK’nın 194. maddesinde düzenlenen suç, “Sağlık için tehlikeli madde temini” suçudur. Buna göre sağlık için tehlike oluşturabilecek maddeleri çocuklara, akıl hastalarına veya uçucu madde kullananlara veren veya tüketimine sunan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü üzere verilecek ceza her halükarda kısa süreli hapis cezası olduğu için uygulamada bu cezalar TCK md. 51 gereği adli para cezasına çevrilmektedir. Ancak bu suça ilişkin para cezalarının uygulamada 15 bin ile 25 bin Türk lirası arasında verildiği görülmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay’ın çok fazla kararı olmamakla birlikte bir kararında birden fazla 18 yaşından küçük kimseye nargile sunmanın zincirleme suç oluşturacağını belirtmiştir4Yargıtay 20 CD, E. 2015/14301, K. 2017/4774 .

Öte yandan tütün ürünlerinin hangi alanlarda tüketilebileceği de ayrı bir sorundur. Bununla birlikte 4207 Kanun’un 2. maddesi tütün ürünlerinin hangi alanlarda tüketilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Maddenin (d) bendinde “Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde” denmek suretiyle bu yerler de yasak kapsamına alınmıştır. Burada kapalı alan – açık alan ayrımı yapılmamış olsa dahi, bu tür işletmelerin yalnızca kapalı alanlarında içilmesi halinde yaptırım uygulanmaktadır. 2009/13 sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne göre bu tür yerlerin açık alanlarında içilebileceği belirtilmiş fakat kapalı alanda oturan kimselerin rahatsız olmaması için gerekli önemlerin alınması gerektiği ifade edilmiştir. Kaldı ki, böyle bir genelge yayımlanmamış olsaydı dahi yorum yoluyla bu sonuca ulaşabilmek mümkün olurdu. Öncelikle devlet yetkilerine ilişkin yapılacak yorumlarda yetkiler dar, hürriyet geniş yorumlanır. Bunu yasaklar dar, hürriyet geniş yorumlanır şeklinde ifade etmek de olanak dahilindedir5Gözler, Kemal, Hukuka Giriş, Bursa 2018, s. 344 vd.. O halde bir yasağın bir şeyi kapsayıp kapsamadığı konusunda tereddüt oluşursa, özgürlüğe ağırlık verilerek yorum yapılacaktır. Aynı şekilde Kanunun konuluş amacı, çağın ne tür ihtiyaçlarını karşılaması düşüncesiyle konulduğuna da bakılarak, yani amaçsal yorum da yapılarak, açık alanların bu yasağın kapsamında olmadığı sonucuna ulaşılabilir6Ibid, s. 294 vd.. Dolayısıyla geriye kapalı alanın ne olduğunun belirlenmesi kalmaktadır. Bunun cevabı yine aynı genelgede yer almaktadır: “Sabit veya seyyar bir tavanı veya çatısı (çadır, güneşlik vb. dahil) olan, kapıları, pencereleri ve giriş yolları dışında bütün yan yüzeyleri geçici veya kalıcı olarak tamamen kapatılmış alanlar ile aynı şekilde tavanı veya çatısı olup yan yüzeylerinin yarısından fazlası kapalı bulunan yerler “kapalı alan” olarak değerlendirilecektir.” Bu tanıma göre Kordon’da kaldırımı izin almak suretiyle işgal ederek yanları açılır kapanır cam ve üstü seyyar tavan şeklinde bir alan ihdas eden kafelerden hiçbirinin nargile sunumu yapamaması gerekir. Ancak herhalde “işler baltalanmasın” diye yalnızca sigara yönünden denetim yapılmakta, diğerine karışılmamaktadır. Böyle bir yola gidilmesinin hukuki sebebi olsa olsa “müesses durum” denilen kavramdan ileri gelebilir7Ayrıntılı bilgi için bkz: Sancakdar, Oğuz, Lale Burcu Önüt, Eser Us Doğan, Mine Kasapoğlu Turhan, Serkan Seyhan, İdare Hukuku Teorik Çalışma Kitabı, Ankara 2018, s. 326.

Belirtelim ki bazı illerde gerek valilikler, gerekse il sağlık müdürlükleri tarafından 4207 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin genelgeler çıkarılmakta ve kapalı alanın kapsamının ne olduğu değiştirilmektedir. Bunların uygulanabilmesi mümkün değildir. Zira adsız düzenleyici işlemler arasında dahi bir hiyerarşi vardır. Söz konuya ilişkin bir Başbakanlık genelgesi bulunduğu için lex superior ilkesi gereği bu düzenleyici işlem uygulanmalıdır. Anayasamızın geçici 20. maddesine göre yürürlükten kaldırılıncıya kadar eski hükumet sisteminden kalan düzenleyici işlemler de yürürlüktedir. Başbakanın hiyerarşik olarak valilerden ve il sağlık müdürlerinden üstte bulunduğu göz önüne alındığında, bu makamlar tarafından çıkartılmış genelgelerin bu konuya ilişkin hükümleri göz ardı edilmelidir.

II – Alsancak’ta gençlerin çok olduğunu biliyorum, ben de dedim ki param da var, bir bar ya da bir kafe açayım işime bakayım. Neler bilmem gerek?

Diğer soruda olduğu gibi burada da konuya ilişkin mevzuatı tanımakta yarar vardır. Mevzuatta yer alan ve konuya ilişkin önemli hukuk normlarını şu şekilde listeleyebiliriz:

  • 2259 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu
  • 5393 sayılı Belediye Kanunu
  • 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu
  • 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu
  • 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun
  • 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun
  • İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik

Kat mülkiyetine kütüğüne tescilli, mesken yer ise kat malikleri kurulunun kafe ya da bar olarak kullanılması için karar almış olduğu, uygun bir yer bulunması gerekir. Bunun ardından yapılacak ilk iş iş yeri açma ve çalışma ruhsatı almaktır. Bu ruhsatlar 5393 ve 5216 sayılı Kanunlara göre belediye sınırları ve mücavir sınırlar için belediyeler tarafından verilir. Ancak 3572 sayılı Kanunun 3. maddesine göre “sıhhi” işletmeler için bu ruhsat işyerinin bağlı bulunduğu yer belediyesi tarafından verilir. Burada sıhhi ve gayrisıhhi işletme ayrımı karşımıza çıkmaktadır. Gayrisıhhi işletme yukarıda anılan yönetmeliğe göre faaliyeti sırasında çevresinde bulunanlara biyolojik, kimyasal, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden az veya çok zarar veren veya vermesi muhtemel olan ya da doğal kaynakların kirlenmesine sebep olabilecek müessedir8Yönetmelik md. 4/b. Sıhhi işletmeler ise gayrisıhhi işletmeler dışında kalan her türlü işletmedir9Yönetmelik md. 4/f. Sıhhi işletmelerin de bazıları bu sorunun konusu olan umuma açık istirahat ve eğlence yerleridir. Bunlar kişilerin tek tek veya toplu olarak eğlenmesi, dinlenmesi veya konaklaması için açılan her türlü yerdir102559 sayılı K md. 7/1. Diğer sıhhi işletmeler için yalnızca belediyeye başvuru yapmak yeterli iken, umuma açık eğlence yerleri için 2559 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır. 2559 sayılı Kanunun 7. maddesine göre bu yerlerin açılabilmesi için söz konusu işyerinin bulunduğu yerin bağlı bulunduğu kolluk biriminin görüşünün alınması gerekir. Başvuru üzerine bu görüş belediye tarafından ilgili kolluk kuvvetinden istenir11Yönetmelik md. 32. Buna ilaveten bu yerlerin belirli yerlere belirli uzaklıkta bulunması gerekir. Örneğin İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 68. maddesine göre umuma açık eğlence yerlerinin okul binalarından kapıdan kapıya en az 100 metre uzaklıkta bulunması zorunludur. Benzer bir hüküm Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 178. maddesinde yer almaktadır. Buna göre sanat müesseseleri ve maden ocakları ve inşaat yerlerinin yakınında alkol satışı yapılan yerler açılamaz. Şayet mekanda alkol satışı veya sunumu yapılacaksa bu mekanın, belediye meclisi tarafından tespit edilen “içkili yer bölgesi” içerisinde yer alması gerekir12Yönetmelik md. 29 vd.; 2559 md. 7/3. Bu hususlara dikkat edilikten sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatı kolaylıkla alınır.

Bu noktada eğer söz konusu yer bir bar veya bar kafe şeklinde bir mekan olacaksa 4250 sayılı Kanundaki bazı hükümleri de bilmek gerekir. 4207 sayılı Kanun’a yukarıda değindiğimiz için yeniden ele almıyoruz. Bu Kanun da aynı 4207 sayılı Kanun gibi yasaklar ve idari para cezaları koymuş bunun yanı sıra ise mülkiyetin kamuya geçirilmesi idari tedbirini de öngörmüştür. Kanunun 6. ve 7. maddesinde yer alan bu yasaklar ve para cezaları içerisinde Alsancak bakımından en çok karşılaşılanı on sekiz yaşından küçüklere içki verilmesidir. Bu eylem, Kanunun yine TCK md. 194’e yaptığı yollamayla bir suçtur. Yukarıda açıkladığımız esaslara göre fail cezalandırılır. Bunun yanı sıra 2559 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre on sekiz yaşından küçük kimselerin yanlarında veli ya da vasileri olsa dahi bar, gazino, meyhane gibi içkili yerlere girmeleri yasaktır. Buna aykırlık halinde uygulanacak yaptırım yine aynı maddede gösterilmiştir. Buna göre işyeri sahipleri için Kanunun 6. maddesi uygulanır. Bu mekanlara belirtilen miktarda para cezası belediye encümeni tarafından verilir. Bunun haricinde 12. madde, on sekiz yaşından küçük kimseleri içeri alanlara 17. maddede yer alan “polisin verdiği emre itaatsizlik” hükümlerine göre işlem yapılacağını hükme bağlamıştır. Bu madde kapsamında kişinin kanuni temsilcilerinin de olabileceğini kabul etmek gerekir.

III – Kordon’un çim alanını çok seviyorum, arkadaşlarımla gün aşırı oraya giderim. Burası eski bir yer mi? Nasıl yapıldı?

Alsancak’ı Alsancak yapan Kordon, çok yakın bir tarihe kadar çim alanından yoksundu. Çimlerin olduğu yerde denizden başka bir şey bulunmamaktaydı. Zira bu alan sonradan Kordon’a dolgu olarak yapılmıştır. Yapım süreci ise bir o kadar zorlu ve karmaşık olmuştur. Bu süreç, 1991 yılında İzmir’e ziyaret için gelen dönemin Cumhurbaşkanının, Kordon’dan geçen bir yol yapılması önerisini sunmasıyla başlar. İlgililerin hazırladıkları çeşitli projelerden en ideal olanının deniz dolgusu ve liman köprü yollarını kapsayan proje olduğu kanaatine varılır. Bunun üzerine 1992 yılında imar planı revizyonuyla ilk adım atılır.

Ancak çeşitli kuruluşlar ve kişiler Kordon’un tarihi bir sit alanı olması gerektiği ve bu nedenle yolun da yapılmaması gerektiğini ileri sürerek hukuki süreci de başlatırlar. 1992 yılının aralık ayında imar planı ile belediye meclisi kararının iptali için İzmir 3. İdare Mahkemesinde dava açılır. Yerel mahkeme davayı redder, ardından karar temyiz edilir. Dosyayı inceleyen Danıştay 6. Dairesi 1995 yılında yerel mahkemenin kararını bozar. TMMOB’un 1991 yılında İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na yaptığı başvuru ise 1994 yılında sonuçlanır. Gümrük depoları ile Cumhuriyet Meydanı arasındaki kesim sit alanı ilan edilir. Alınan sit kararına karşı İzmir Büyükşehir Belediyesinin iptal istemiyle açtığı dava 1996 yılında reddedilir. Nihayet 1997 yılında Kordon’un tamamı İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından sit alanı ilan edilir. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı bu kararı iptal eder, bunun üzerine İzmir 2. İdare Mahkemesinde bu işlemin iptali istemiyle dava açılır. Bu sırada Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Kıyı Kanunu’nun 7. maddesine dayanarak Kordon’un dolgu ve yol planını onaylar. 5-6 ay gibi çok kısa bir sürede dolgu Cumhuriyet Meydanı sınırına ulaşır. Cumhuriyet Meydanı’nın ötesi ise tarihi sit olduğu için oraya inşaat yapmak mümkün olmaz. 1998 yılında ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın aldığı kararın iptaline yönelik dava işlemin iptaliyle sonuçlanır, Kordon’un tamamı kesin olarak sit alanı haline gelir.

Ne yazık ki, kesinleşmiş karara kadar Kordon’un tamamı doldurulmuş ve viyadük ayaklarının çoğu bitirilmiştir. 1999 yılında iş başına gelen yeni belediye yönetimi aralık ayında koruma amaçlı imar planını hazırlar, bu plan şubat ayında onaylanır. Böylelikle günümüzdeki görünümüne kavuşmaya başlayan Kordon’un çim alanı, 2000 yılında halkın kullanımına açılır13Topal, Hasan, “Kordon Dolgu Alanının Bir Kentsel Mekana Dönüşümü,” Ege Mimarlık 35 (2000): 18 – 19; Cihan, Utku, “İzmir Kordon Yolu Projesi: Bir Kentsel Vaka Takdimi,” TMMOB İzmir 2. Kent Sempozyumu, İzmir 2013, s. 655 vd. .

BİBLİYOGRAFYA

  • Demirbaş, Timur. Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara 2019.
  • Cihan, Utku. “İzmir Kordon Yolu Projesi: Bir Kentsel Vaka Takdimi.” TMMOB İzmir 2. Kent Sempozyumu. İzmir 2013. s. 655 vd.
  • Gözler, Kemal. Türk Anayasa Hukuku Dersleri. Bursa 2019.
  • Sancakdar, Oğuz, Lale Burcu Önüt, Eser Us Doğan, Mine Kasapoğlu Turhan, Serkan Seyhan. İdare Hukuku Teorik Çalışma Kitabı. Ankara 2018.
  • Topal, Hasan. “Kordon Dolgu Alanının Bir Kentsel Mekana Dönüşümü.” Ege Mimarlık 35 (2000): 18 – 19.

Post Author: Hasan Serat Gökçek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir